
Hayır diyememek, bazı insanlar için “hayır” demenin basit bir tercih olmadığını gösterir. Hayır demek; karşı tarafı kırmak, sevilmemek, bencil görünmek, dışlanmak ya da ilişkiyi kaybetmek gibi yoğun kaygılarla birlikte yaşanır. Bu nedenle kişi istemediği halde kabul eder, yorulduğu halde yardım eder, zamanı olmadığı halde sorumluluk alır ve içinden gelmediği halde uyumlu görünmeye çalışır.
Dışarıdan bakıldığında bu kişiler anlayışlı, nazik, fedakâr ve geçimli görünebiliyor. Ancak sürekli uyumlu görünmenin görünmeyen bir bedeli vardır: kişi zamanla kendi ihtiyaçlarından, sınırlarından ve duygularından uzaklaşabiliyor.
Hayır diyememek, tek başına psikiyatrik bir hastalık değildir. Ancak kaygı, suçluluk, değersizlik hissi, onay arama, ilişkisel bağımlılık, tükenmişlik, depresyon ve travmatik yaşantılarla ilişkili olabiliyor.
Hayır Diyememek Nedir?
Hayır diyememek, kişinin istemediği, hazır olmadığı veya kapasitesini aşan durumlarda bile “evet” demeye zorlanmasıdır. Burada sorun yalnızca yardım etmek değildir. Sorun, kişinin kendi sınırlarını koruyamadığı halde bunu fark edememesi veya fark ettiği halde suçluluk nedeniyle geri çekilememesidir.
- Kişi şöyle düşünebiliyor:
- “Hayır dersem ayıp olur.”
- “Beni yanlış anlar.”
- “Kırılırsa suçlu ben olurum.”
- “Bencil görünmek istemem.”
- “Bana ihtiyaçları varsa reddedemem.”
- “İyi insan olmak için kabul etmeliyim.”
- “Sorun çıkmasın diye evet diyeyim.”
Bu düşünceler kısa vadede çatışmayı azaltabiliyor. Fakat uzun vadede kişi kendi yaşamını başkalarının beklentilerine göre düzenlemeye başlar.
Hayır Diyememek ve Uyumlu Görünmenin Ruhsal Bedeli
Uyumlu olmak her zaman sorun değildir. Esneklik, nezaket ve iş birliği sağlıklı ilişkilerin parçasıdır. Ancak uyum kişinin kendi sınırlarını sürekli bastırması pahasına gerçekleşiyorsa, bu artık sağlıklı uyum değil, kendinden vazgeçme haline dönüşebiliyor.
Kişi dışarıdan “sorun çıkarmayan biri” gibi görünürken içeride öfke, kırgınlık, yorgunluk ve değersizlik biriktirebiliyor.
Bir süre sonra şu tablo ortaya çıkabiliyor:
Kişi kendi ihtiyaçlarını fark edemez.
İstemediği sorumlulukları üstlenir.
İnsanlara içten içe kızmaya başlar.
Dinlenmeye zaman ayıramaz.
İlişkilerde daha çok veren taraf olur.
Kendi hayatı üzerinde kontrol duygusu azalır.
“Ben hep başkaları için varım” hissi gelişir.
Bu nedenle hayır diyememek çoğu zaman sessiz bir tükenme biçimidir.
İnsan Neden Hayır Diyemez? Hayır Diyememenin Nedenleri
Aslında hayır diyememenin arkasında tek bir neden yoktur. Çoğu zaman kişinin çocukluk deneyimleri, ilişkisel örüntüleri, kaygı düzeyi, kişilik yapısı ve kendilik değeriyle ilgili inançları birlikte etkili olur.
1. Sevilmeme Korkusu
Bazı kişiler için hayır demek, ilişkinin zarar göreceği anlamına gelir. Kişi karşı tarafın kırılacağından, uzaklaşacağından veya kendisini artık sevmeyeceğinden korkar.
Bu düşünce özellikle ilişkilerde onay ihtiyacı yüksek olan kişilerde belirgindir.
“Evet dersem ilişki güvende kalır.”
“Hayır dersem beni sevmez.”
“Uyumlu olursam terk edilmem.”
Bu durumda kişi kendi sınırlarını değil, ilişkinin devamını öncelemeye başlar.
2. Suçluluk Duygusu
Hayır diyemeyen kişilerde suçluluk duygusu sık görülür. Kişi bir talebi reddettiğinde, gerçekten yanlış bir şey yapmış gibi hissedebiliyor.
Oysa her suçluluk hissi, gerçek bir suç olduğu anlamına gelmez. Bazen suçluluk, kişinin eski alışkanlıklarının değişime verdiği tepkidir.
Örneğin hayatı boyunca herkesin ihtiyacına koşmaya alışmış biri, ilk kez sınır koyduğunda yoğun suçluluk yaşayabiliyor. Bu suçluluk, yanlış yaptığını değil; yeni bir davranış öğrendiğini gösterebiliyor.
3. Çatışmadan Kaçınma
Bazı insanlar için çatışma çok rahatsız edicidir. Ses yükselmesi, karşı tarafın bozulması, tartışma çıkması veya gerilim oluşması kişide yoğun kaygı yaratır.
Bu nedenle kişi kendi isteğini söylemek yerine ortamı sakin tutmayı seçer.
“Yeter ki sorun çıkmasın.”
“Ben idare ederim.”
“Şimdi hayır dersem tartışma olur.”
Fakat sürekli çatışmadan kaçınmak, iç çatışmayı büyütebiliyor. Kişi dışarıda huzuru korurken, içeride kendine kızmaya başlayabiliyor.
4. Değerli Hissetmek İçin Faydalı Olma İhtiyacı
Bazı kişiler kendilerini ancak başkalarına yardım ettiklerinde değerli hisseder. Bu kişiler için “evet” demek yalnızca bir cevap değil, değerli hissetmenin yoludur.
“Bana ihtiyaç duyulursa önemliyim.”
“Yardım edersem sevilirim.”
“Faydalı olmazsam değerim azalır.”
Bu düşünceler kişinin sınır koymasını zorlaştırır. Çünkü hayır demek, sanki kendi değerinden vazgeçmek gibi hissedilebiliyor.
5. Çocuklukta Öğrenilen Roller
Bazı çocuklar aile içinde “uslu”, “sorun çıkarmayan”, “herkese uyum sağlayan”, “anne-babasını üzmeyen” çocuk rolünü öğrenir. Bu rol çocuklukta işe yarayabiliyor. Çocuk, uyumlu oldukça daha az eleştirilir veya daha fazla kabul görür.
Ancak yetişkinlikte aynı rol devam ederse kişi kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanabiliyor.
- Çocuklukta öğrenilen şu mesajlar etkili olabiliyor:
- “Büyükleri üzme.”
- “Sorun çıkarma.”
- “İtiraz etme.”
- “Herkesi memnun et.”
- “İyi çocuk fedakâr olur.”
Bu mesajlar yetişkinlikte “hayır dersem kötü biri olurum” inancına dönüşebiliyor.
6. Kaygılı Bağlanma
Kaygılı bağlanma eğilimi olan kişiler ilişkilerde reddedilme, terk edilme veya sevilmeme ihtimaline karşı daha hassas olabiliyor. Bu nedenle karşı tarafın beklentilerini karşılamaya aşırı önem verebilirler.
Partnerine, ailesine veya arkadaşlarına hayır demekte zorlanabilirler. Çünkü hayır demek, ilişkinin güvenini tehdit ediyor gibi hissedilebiliyor.
Bu kişiler ilişkide çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana atar ve karşı tarafın duygusal durumuna göre hareket eder.
7. Mükemmel İnsan Olma Çabası
Bazı kişiler herkese karşı anlayışlı, sabırlı, yardımsever ve ulaşılabilir olmak ister. Hata yapmamak, eleştirilmemek ve “iyi insan” imajını korumak için hayır demekten kaçınabiliyor.
Fakat kimse her zaman herkes için uygun, hazır ve güçlü olamaz.
İyi insan olmak, sınırsız insan olmak anlamına gelmez.
Hayır Diyememek Hangi Psikiyatrik Durumlarla İlişkili Olabilir?
Hayır diyememek tek başına psikiyatrik tanı değildir. Ancak bazı ruhsal durumlarla ilişkili olabiliyor veya bu durumların bir parçası olarak görülebiliyor.
Anksiyete Bozuklukları
Kaygı bozukluklarında kişi olumsuz değerlendirilmekten, çatışmadan veya karşı tarafı hayal kırıklığına uğratmaktan yoğun rahatsızlık duyabiliyor. Bu nedenle reddetmek yerine kabul etmeyi seçebiliyor.
Özellikle sosyal kaygısı olan kişilerde “Beni kaba bulurlar”, “Yanlış anlaşılırım”, “Bana kızarlar” düşünceleri hayır demeyi zorlaştırabiliyor.
Depresyon
Depresyonda kişi kendini değersiz, yetersiz veya suçlu hissedebiliyor. Bu duygular nedeniyle başkalarının beklentilerine daha fazla uyum göstermeye çalışabiliyor.
Kişi kendi ihtiyaçlarını önemli görmeyebiliyor. “Benim ne istediğim zaten önemli değil” düşüncesi hayır demeyi daha da zorlaştırabiliyor.
Obsesif Özellikler ve OKB
Ayrıca bazı kişilerde hayır diyememek aşırı sorumluluk duygusuyla ilişkilidir. Kişi reddederse kötü bir sonuç doğabileceğini, birini üzebileceğini veya zarar verebileceğini düşünebiliyor.
Bu durumda “hayır” demek yoğun suçluluk ve zihinsel sorgulama doğurabiliyor.
Tükenmişlik
Sürekli evet demek, zamanla tükenmişliğe yol açabiliyor. Kişi kendi kapasitesini aşan sorumluluklar aldıkça bedensel ve zihinsel enerjisi azalır.
Tükenmişlikte kişi bir noktadan sonra insanlara yardım etmek isterken bile içten içe öfke ve yorgunluk hissedebiliyor.
Travmatik ve Zorlayıcı Yaşam Deneyimleri
Geçmişte sert eleştiriye, ihmal edilmeye, reddedilmeye, duygusal baskıya veya cezalandırıcı ilişkilere maruz kalan kişiler hayır demeyi tehlikeli öğrenmiş olabiliyor.
Bu kişiler için uyum sağlamak geçmişte bir hayatta kalma yolu olmuş olabiliyor. Yetişkinlikte ise aynı mekanizma kişinin kendi sınırlarını korumasını zorlaştırabiliyor.
Hayır Diyememenin Belirtileri
Aşağıdaki belirtiler hayır diyememe eğilimiyle ilişkili olabiliyor:
- İstemediği halde kabul etmek
- Reddettikten sonra yoğun suçluluk hissetmek
- Kendi planlarını sık sık başkaları için bozmak
- İnsanları kırmamak için kendini zorlamak
- Fazla sorumluluk alıp sonra tükenmek
- İçten içe öfke biriktirmek
- Kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanmak
- Sürekli “Acaba yanlış mı yaptım?” diye düşünmek
- Başkalarının memnuniyetini kendi huzurunun önüne koymak
- İlişkilerde daha çok veren taraf olmak
- Yalnız kalınca kırgınlık veya değersizlik hissetmek
Bu belirtiler sık yaşanıyorsa kişi yalnızca “fazla iyi niyetli” değildir; sınır koyma konusunda zorlanıyor olabiliyor.
Hayır Diyememenin İlişkilere Etkisi
Hayır diyememek başlangıçta ilişkileri koruyor gibi görünür. Kişi sorun çıkarmadığı için çevresi tarafından “uyumlu” bulunabiliyor. Ancak uzun vadede ilişkilerde dengesizlik oluşabiliyor.
Bir kişi sürekli verir, diğerleri sürekli alırsa ilişki eşitliğini kaybeder. Hayır diyemeyen kişi zamanla görünmeyen bir öfke biriktirebiliyor. Biriken öfkenin ne zaman bir soruna dönüştüğünü öfkenin bir sorun mu yoksa belirti mi olduğu üzerine yazdığım yazıda ele aldım.
Bu öfke bazen doğrudan ifade edilmez. Bunun yerine uzaklaşma, soğukluk, alınganlık, pasif agresif davranışlar veya ani patlamalar şeklinde ortaya çıkabiliyor.
Oysa sağlıklı ilişkilerde yalnızca evetlere değil, hayırlara da yer vardır.
Hayır Diyememek ve Kendinden Uzaklaşmak
Sürekli başkalarına uyum sağlayan kişi zamanla kendi isteklerini duymakta zorlanabiliyor. Çünkü uzun süre boyunca “Ben ne istiyorum?” sorusu yerine “Benden ne bekleniyor?” sorusuyla yaşamıştır.
Bu durum kişinin kendilik algısını zayıflatabiliyor.
Kişi bir süre sonra şunu fark edebiliyor:
“Ben aslında ne istediğimi bilmiyorum.”
“Hep başkalarına göre hareket etmişim.”
“Kendi hayatımda misafir gibi hissediyorum.”
Bu nedenle hayır diyebilmek yalnızca bir iletişim becerisi değildir. Kişinin kendi varlığını, sınırlarını ve ihtiyaçlarını kabul etmesiyle ilgilidir.
Hayır Diyebilmeyi Öğrenmek İçin Öneriler
Hayır Diyememek ile Başa Çıkmak
1. Küçük Hayırlarla Başlayın
Hayır demek zor geliyorsa büyük konulardan başlamak gerekmez. Önce küçük ve düşük riskli alanlarda sınır koymak daha uygundur.
- Örneğin:
- “Bugün uygun değilim.”
- “Bunu şimdi yapamam.”
- “Düşünüp sana döneyim.”
- “Bu kez katılamayacağım.”
- “Şu an buna zaman ayıramam.”
Böylece küçük hayırlar, kişinin sınır koyma kasını güçlendirir. Kendinizi daha net ifade etmeye dair kısa öneriler için NHS’in kendini ifade etmeyi de ele alan özgüven rehberine de göz atabilirsiniz.
2. Hemen Cevap Vermeyin
Hayır diyemeyen kişiler çoğu zaman otomatik olarak evet der. Bu nedenle cevap vermeden önce zaman kazanmak önemlidir.
- Kullanılabilecek cümleler:
- “Bir bakıp sana döneyim.”
- “Programımı kontrol etmem gerekiyor.”
- “Şu an net cevap veremem.”
- “Bunu düşünmem lazım.”
Bu cümleler kişiye kendi sınırını fark etme fırsatı verir.
3. Açıklamayı Kısa Tutun
Üstelik hayır derken uzun açıklamalar yapmak zorunda değilsiniz. Uzun açıklamalar bazen karşı tarafa pazarlık alanı açar ve kişinin suçluluğunu artırır.
- Örneğin:
- “Bugün uygun değilim.” “Bunu üstlenemem.” “Bu konuda yardımcı olamayacağım.”
Kısa, saygılı ve net bir cevap çoğu zaman yeterlidir.
4. Suçluluk Duygusunu Yanlışlık Kanıtı Sanmayın
Hayır dedikten sonra suçluluk hissedebilirsiniz. Bu, mutlaka yanlış yaptığınız anlamına gelmez.
- Kendinize şunu hatırlatabilirsiniz:
- “Suçlu hissetmem, suçlu olduğum anlamına gelmez.”
Yeni bir sınır koyma davranışı öğrenilirken suçluluk geçici olarak artabiliyor. Bu süreç zamanla daha yönetilebilir hale gelir.
5. Hayır Demeyi İlişkiyi Reddetmek Sanmayın
Elbette hayır demek, kişiyi reddetmek değildir. Sadece belirli bir talebe, belirli bir zamanda, belirli bir sınır koymaktır.
- Örneğin:
- “Senin için önemini anlıyorum, ama bunu bugün yapamam.”
Bu cümlede hem ilişki korunur hem sınır belirtilir.
6. Kendi İhtiyacınızı Ciddiye Alın
Hayır diyemeyen kişiler çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından daha gerçek kabul eder. Oysa sizin zamanınız, enerjiniz, dinlenmeniz ve sınırlarınız da önemlidir.
- Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
- “Ben buna evet dersem, kendimde neye hayır demiş olacağım?”
Bu soru çok değerlidir. Çünkü her evet, bazen başka bir şeye hayır demektir.
7. İlişkilerin Hayır Cevabına Dayanıp Dayanmadığını Gözlemleyin
Sağlıklı ilişkiler, sınırları tamamen ortadan kaldırmaz. Bir ilişki yalnızca siz sürekli evet dediğinizde sürüyorsa, bu ilişkinin dengesi yeniden düşünülmelidir.
Özellikle hayır dediğinizde sizi cezalandıran, suçlu hissettiren veya değersizleştiren ilişkilerde sınır sorunu daha belirgin olabiliyor.
Hayır Diyememek Ne Zaman Psikiyatrik Destek Gerektirir?
Hayır diyememek kişinin yaşam kalitesini, ilişkilerini veya ruhsal sağlığını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel destek almak yararlı olabiliyor.
Aşağıdaki durumlarda bir psikiyatri uzmanından değerlendirme almak uygun olabiliyor:
- Hayır demek yoğun kaygı veya suçluluk yaratıyorsa
- Kişi sürekli istemediği şeyleri kabul ediyorsa
- Tükenmişlik, yorgunluk ve öfke birikimi varsa
- Depresif duygu durum, isteksizlik veya değersizlik hissi eşlik ediyorsa
- Sosyal kaygı belirginse
- İlişkilerde sürekli veren taraf olunuyorsa
- Kişi kendi ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanıyorsa
- Uyumlu görünmek uğruna kendini bastırıyorsa
- Geçmiş ilişkisel travmalar veya yoğun reddedilme korkusu varsa
- Sınır koyma girişimleri panik, yoğun huzursuzluk veya takıntılı düşünceler oluşturuyorsa
Psikiyatrik değerlendirme, hayır diyememenin kaygı, depresyon, travma, tükenmişlik, obsesif özellikler veya ilişkisel örüntülerle bağlantısını anlamaya yardımcı olabiliyor.
Psikiyatrik Değerlendirmede Neler Ele Alınır?
Hayır diyememe nedeniyle başvuran bir kişide psikiyatrist yalnızca davranışı değil, bu davranışın arkasındaki duygu, düşünce ve ilişki örüntülerini değerlendirir.
- Görüşmede şu alanlar ele alınabiliyor:
- Kişinin hangi durumlarda hayır diyemediği
- Hayır dediğinde hangi duyguların ortaya çıktığı
- Suçluluk, kaygı ve reddedilme korkusu
- Depresyon belirtileri
- Sosyal kaygı belirtileri
- Takıntılı düşünceler ve aşırı sorumluluk duygusu
- Tükenmişlik belirtileri
- Çocuklukta öğrenilen roller
- İlişkilerde sınır koyma biçimi
- Kendilik değeri ve onay ihtiyacı
- Travmatik veya zorlayıcı ilişki deneyimleri
- Uyku, iştah ve enerji düzeyi
Bu değerlendirme, kişinin neden sürekli uyum sağladığını ve hayır dediğinde neden bu kadar zorlandığını anlamaya yardımcı olur.
Hayır Diyememede Tedavi Yöntemleri
Tedavi, kişinin yaşadığı zorluğun nedenine göre planlanır. Her kişide aynı yaklaşım uygun değildir.
Psikoeğitim
Psikoeğitim, kişinin hayır diyememeyi bir karakter zayıflığı olarak değil, öğrenilmiş bir ilişki ve sınır örüntüsü olarak anlamasına yardımcı olur.
- Kişi zamanla şunu öğrenir:
- “Hayır demem kötü biri olduğum anlamına gelmez. Sadece sınırım olduğunu gösterir.”
Bu farkındalık suçluluk duygusunu azaltabiliyor.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel davranışçı terapi, hayır diyememeyi sürdüren düşünceleri ele almada yararlı olabiliyor.
- Örneğin:
- “Hayır dersem beni sevmezler.”
- “İnsanları kırmamalıyım.”
- “Bencil görünürüm.”
- “Herkese yardımcı olmalıyım.”
- “Birini üzersem sorumlusu ben olurum.”
Bu düşünceler daha gerçekçi ve esnek biçimde değerlendirilir. Kişinin kaygı duysa bile sınır koyabilmesi hedeflenir.
Şema Terapi
Şema terapi, özellikle kendini feda etme, onay arayıcılık, terk edilme korkusu, kusurluluk ve yüksek standartlar gibi kalıpları anlamada yararlı olabiliyor.
Hayır diyemeyen kişilerde “kendi ihtiyaçlarımı geri plana atmalıyım” veya “sevilmek için uyumlu olmalıyım” gibi derin inançlar bulunabilir.
Terapi sürecinde amaç, kişinin hem ilişkilerini koruyabilmesi hem de kendi sınırlarını yok saymamasıdır.
Psikodinamik Psikoterapi
Psikodinamik terapi, kişinin hayır demeyi neden tehdit gibi yaşadığını anlamaya odaklanır. Bazen bu zorluğun kökeninde erken dönem ilişkiler, eleştirilme deneyimleri, reddedilme korkusu, ebeveyn beklentileri veya sevilmek için uyumlu olma ihtiyacı bulunabilir.
Terapi sürecinde kişi şu sorularla çalışabiliyor:
“Ben ne zaman kendi isteğimi söylemekten vazgeçtim?”
“Hayır dediğimde hangi eski duygu canlanıyor?”
“Benim için sevilmek neden uyumlu olmakla eşleşmiş?”
Bu sorular kişinin kendi iç dünyasını daha iyi anlamasına yardımcı olur.
Kaygı, Depresyon ve Travma Tedavisi
Hayır diyememeye anksiyete, depresyon, travma sonrası belirtiler veya yoğun suçluluk eşlik ediyorsa tedavi bu alanlara göre planlanır.
Psikoterapi, yaşam düzenlemeleri ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi değerlendirilebiliyor. İlaç tedavisi doğrudan “hayır diyememek” için değil, eşlik eden depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu veya başka bir psikiyatrik durum için planlanabiliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır diyememek bir hastalık mıdır?
Hayır. Tek başına psikiyatrik bir hastalık değildir. Ancak kaygı, depresyon, travma, tükenmişlik, onay ihtiyacı ve sınır koyma güçlüğüyle ilişkili olabiliyor.
Hayır diyemeyen insanlar neden suçluluk duyar?
Çünkü bazı kişiler çocukluktan itibaren uyumlu, fedakâr ve sorun çıkarmayan biri olmaya alışmıştır. Sınır koyduklarında eski alışkanlıkları devreye girer ve suçluluk hissi oluşabiliyor.
Hayır demek bencillik midir?
Hayır. Bu bencillik değil, sınır koymaktır. İnsan başkalarına değer verirken kendi zamanını, enerjisini ve ihtiyaçlarını da koruyabiliyor.
Sürekli evet demek neden yorucudur?
Çünkü kişi kendi kapasitesini aşan sorumluluklar alır. Bu durum zamanla yorgunluk, öfke, kırgınlık, tükenmişlik ve değersizlik hissine yol açabiliyor.
Hayır demeyi nasıl öğrenebilirim?
Küçük konularda sınır koyarak, hemen cevap vermeyerek, kısa ve net cümleler kullanarak, suçluluk duygusunu yöneterek ve gerekirse psikoterapi desteği alarak öğrenilebiliyor.
Hayır dedikten sonra pişmanlık normal mi?
Evet, özellikle bu davranışa alışık olmayan kişilerde başlangıçta pişmanlık ve suçluluk olabiliyor. Bu duygu zamanla azalabiliyor.
Sonuç
Hayır diyememek çoğu zaman iyi niyetle başlar. Kişi kimseyi kırmak istemez, sorun çıkarmak istemez, uyumlu ve sevilen biri olmak ister. Ancak sürekli evet demek, zamanla kişinin kendi iç sesini susturmasına neden olabiliyor.
Uyumlu görünmek bazen ilişkiyi korur; bazen de kişinin kendisiyle ilişkisini zedeler.
Sağlıklı sınır koymak, insanları reddetmek değil; kendi varlığını da ilişkiye dahil etmektir. Çünkü bir ilişkide yalnızca karşı tarafın ihtiyacı değil, sizin sınırlarınız da önemlidir.
Eğer hayır diyememek kaygı, suçluluk, tükenmişlik, depresif belirtiler veya ilişki sorunlarıyla birlikte seyrediyorsa bir psikiyatri uzmanından değerlendirme almak yararlı olabiliyor.
Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu
Psikiyatrist & Psikoterapist
Doktor Psikiyatri
