
Aşırı sorumluluk alma eğiliminde olan bazı insanlar yalnızca kendi hayatlarından değil, çevresindeki herkesin duygusundan, kararından, sorunundan ve sonucundan da kendini sorumlu hisseder. Bir yakınında sorun olduğunda hemen çözüm arar. İş yerinde aksaklık çıktığında yükü üstlenir. Aile içinde huzursuzluk olduğunda arabulucu olur. Birisi üzülürse “Ben neyi eksik yaptım?” diye düşünür.
Dışarıdan bakıldığında bu kişiler yardımsever, duyarlı, güvenilir ve fedakâr görünebiliyor. Gerçekten de çoğu zaman öyledirler. Ancak aşırı sorumluluk alma zamanla kişinin ruhsal enerjisini tüketebiliyor. Çünkü insan başkalarına destek olabiliyor; fakat herkesin hayatını kendi omuzlarında taşıyamaz.
“Her şeyi ben düzeltmeliyim” düşüncesi, ilk bakışta güçlü bir sorumluluk duygusu gibi görünür. Fakat bazen bu düşüncenin altında kaygı, suçluluk, kontrol ihtiyacı, değersizlik hissi, çocuklukta erken yaşta olgunlaşma veya sınır koyma güçlüğü bulunabiliyor.
Aşırı Sorumluluk Alma Nedir?
Aşırı sorumluluk alma, kişinin kendisine ait olmayan yükleri de kendi görevi gibi üstlenmesidir. Bu kişiler yalnızca kendi davranışlarından değil, başkalarının duygularından, seçimlerinden ve hayatındaki aksaklıklardan da kendini sorumlu tutabiliyor.
- Kişi şöyle düşünebiliyor:
- “Ben ilgilenmezsem her şey dağılır.”
- “Onu üzgün görmek benim hatam.”
- “Hayır dersem kötü biri olurum.”
- “Herkesi memnun etmeliyim.”
- “Sorun varsa çözmek bana düşer.”
- “İnsanlar zor durumdaysa rahat edemem.”
- “Ben güçlü olmalıyım, yorulmaya hakkım yok.”
Bu düşünceler kısa vadede kişiyi aktif ve çözüm odaklı yapabiliyor. Ancak uzun vadede kaygı, tükenmişlik, öfke, kırgınlık ve ilişkilerde dengesizlik oluşturabiliyor.
Sağlıklı Sorumluluk ile Aşırı Sorumluluk Arasındaki Fark
Aslında sorumluluk almak sağlıklı bir davranıştır. Kişinin kendi hayatına, ilişkilerine, işine ve verdiği sözlere sahip çıkması olgunluğun parçasıdır.
Ancak aşırı sorumlulukta kişi kendi sınırlarını aşar. Başkasının duygusunu düzenlemeyi, başkasının hatasını telafi etmeyi veya herkesin memnuniyetini sağlamayı kendi görevi gibi görür.
Basit ayrım şu şekilde yapılabiliyor:
Sağlıklı sorumluluk: “Ben kendi payıma düşeni yaparım.”
Aşırı sorumluluk: “Her şeyin iyi gitmesini ben sağlamalıyım.”
Kısacası sağlıklı sorumluluk kişiyi güçlendirir. Aşırı sorumluluk ise zamanla kişiyi yorar.
“Her Şeyi Ben Düzeltmeliyim” Düşüncesi Neden Gelişir?
Bu düşünce çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Kişinin çocukluk deneyimleri, aile içindeki rolü, kişilik özellikleri, kaygı düzeyi ve ilişki biçimleri birlikte etkili olabiliyor.
Aşırı Sorumluluk Alma Neden Ortaya Çıkar?
1. Çocuklukta Erken Yaşta Olgunlaşmak
Bazı çocuklar yaşından önce büyümek zorunda kalır. Aile içinde hastalık, çatışma, ekonomik zorluk, duygusal ihmal veya ebeveynlerin zorlanması varsa çocuk kendini küçük yaşta sorumlu hissetmeye başlayabiliyor.
Böyle bir çocuk zamanla şunu öğrenir:
“Ben dikkatli olursam sorun çıkmaz.”
“İyi davranırsam evde huzur olur.”
“Ben güçlü olursam kimse dağılmaz.”
Bu durum yetişkinlikte “her şeyi ben toparlamalıyım” düşüncesine dönüşebiliyor. Kişi artık çocuk değildir; fakat içindeki eski rol devam eder.
2. Suçluluk Duygusuyla Hareket Etmek
Aşırı sorumluluk alan kişilerde suçluluk duygusu sık görülür. Birine hayır dediklerinde, kendilerine zaman ayırdıklarında veya başkasının sorununu çözemediklerinde yoğun suçluluk hissedebilirler.
Bu kişiler için dinlenmek bile zor olabilir. Çünkü içlerinden bir ses şöyle der:
“Sen dinlenirken biri zor durumda olabilir.”
“Yeterince yardımcı olmadın.”
“Daha fazlasını yapabilirdin.”
Suçluluk bazen vicdanla karıştırılır. Oysa vicdan sağlıklı sınırlarla birlikte çalışır. Aşırı suçluluk ise kişiyi kendi sınırlarını ihmal etmeye iter.
3. Kontrol İhtiyacı
Bazı kişiler belirsizlikten rahatsız olur. İşlerin kötüye gitme ihtimali, başkalarının yanlış kararlar vermesi veya sorunların büyümesi kişide yoğun kaygı yaratabiliyor.
Bu nedenle kişi kontrol etmeye, düzenlemeye ve düzeltmeye çalışır. Başkalarının hayatına müdahale etmek istemese bile içsel olarak rahat edemez.
- Kontrol ihtiyacı çoğu zaman şu düşünceyle beslenir:
- “Ben müdahale etmezsem kötü bir şey olur.”
Ancak hayatın tamamı kontrol edilemez. Sürekli kontrol etme çabası, kişinin hem kendisini hem de ilişkilerini yorar.
4. Değerli Hissetme İhtiyacı
Bazı insanlar kendilerini ancak başkalarına faydalı olduklarında değerli hisseder. Yardım etmek, çözmek, kurtarmak, destek olmak onlar için yalnızca davranış değil; aynı zamanda varoluş biçimi haline gelir.
Bu kişiler için şu düşünce güçlü olabiliyor:
“İnsanlara yardım edersem sevilirim.”
“Faydalıysam değerliyim.”
“Bana ihtiyaç duyulursa terk edilmem.”
Bu durumda kişi yardım etmeyi bırakınca değersiz, suçlu veya gereksiz hissedebiliyor. Oysa insanın değeri yalnızca başkalarına ne kadar fayda sağladığıyla ölçülmez.
5. Sınır Koymakta Zorlanmak
Aşırı sorumluluk alan kişiler genellikle “hayır” demekte zorlanır. Hayır demek onlara kaba, bencil veya sevgisiz hissettirebiliyor.
Bu nedenle kendi zamanı, enerjisi ve ihtiyaçları geri plana düşer. Kişi başkalarının beklentilerine yetişmeye çalışırken kendi yaşamından uzaklaşabiliyor.
Oysa sınır koymak, ilişkiyi reddetmek değildir. Tam tersine, ilişkiyi daha sağlıklı sürdürebilmenin yoludur.
6. Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçi kişiler hata yapmaktan, eksik kalmaktan veya eleştirilmekten yoğun rahatsızlık duyabiliyor. Bu nedenle yalnızca kendi işlerini değil, çevresindeki işleri de kontrol etmek isteyebilirler.
Çünkü başkasının hatası bile kişiye tehdit gibi gelebiliyor.
“Eksik olursa ben tamamlamalıyım.”
“Yanlış olursa ben düzeltmeliyim.”
“İş iyi çıkmazsa sorumluluk bana kalır.”
Dolayısıyla bu düşünce kişiyi sürekli tetikte tutar. Sonuçta kişi hem kendi yükünü hem de başkalarının yükünü taşımaya başlar.
7. Kaygılı Bağlanma
İlişkilerde kaygılı bağlanma eğilimi olan kişiler, sevdikleri insanların duygusal durumlarına karşı aşırı hassas olabiliyor. Partneri, ailesi veya yakın arkadaşı mutsuz olduğunda hemen kendini sorumlu hissedebiliyor.
Bu kişiler için başkasının duygusu ilişkideki güvenin işareti gibi algılanabiliyor.
“Üzgünse benden uzaklaşacak.”
“Kırıldıysa beni sevmeyecek.”
“Sorun varsa hemen düzeltmeliyim.”
Bu nedenle ilişki içinde sürekli tamir eden, alttan alan, açıklama yapan veya kendini suçlayan taraf haline gelebilirler.
Aşırı Sorumluluk Alma Hangi Psikiyatrik Durumlarla İlişkili Olabilir?
Aşırı sorumluluk alma tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Ancak bazı ruhsal durumlarla ilişkili olabiliyor veya bu durumların parçası olarak ortaya çıkabiliyor.
Anksiyete Bozuklukları
Kaygı bozukluklarında kişi olası kötü sonuçları önceden engellemeye çalışabiliyor. Bu nedenle daha fazla plan yapar, daha fazla kontrol eder, daha fazla sorumluluk alır.
Kişi, başkalarının yapabileceği işleri bile kendi üstlenebiliyor. Çünkü “Ya onlar yapamazsa?”, “Ya kötü sonuçlanırsa?”, “Ya ben müdahale etmezsem sorun büyürse?” düşünceleri yoğunlaşır.
Bu durum kaygıyı kısa süreli azaltabiliyor. Ancak uzun vadede kişinin sorumluluk alanı giderek genişler ve kaygısı daha da artabiliyor.
Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Obsesif Özellikler
OKB’de aşırı sorumluluk duygusu önemli bir tema olabiliyor. Kişi, düşük olasılıklı bir zarardan bile kendini sorumlu hissedebiliyor.
- Örneğin:
- “Ocağı kontrol etmezsem yangın çıkabilir.”
- “Yanlış bir şey söylersem birine zarar verebilirim.”
- “Eksik kontrol edersem kötü bir şey olur.”
- “Bir ihtimali düşünmediysem sorumlusu ben olurum.”
Bu düşünceler kontrol etme, tekrar sorma, güvence arama veya zihinsel analiz davranışlarını artırabiliyor. Kişi rahatlamak için daha fazla sorumluluk alır; fakat bu sorumluluk hissi giderek büyüyebiliyor.
Depresyon
Depresyonda bazı kişiler kendilerini çevresindeki sorunlardan aşırı sorumlu tutabiliyor. “Ben yetersizim”, “Hep benim yüzümden”, “Daha iyi biri olsaydım böyle olmazdı” gibi düşünceler görülebiliyor.
Bu tür suçluluk düşünceleri depresif tabloyu ağırlaştırabiliyor. Kişi hem kendi yükünü taşımakta zorlanır hem de başkalarının duygusal yükünü üstlenir.
Tükenmişlik
Aşırı sorumluluk alma tükenmişliğin en önemli yollarından biridir. Kişi uzun süre herkesin işini, duygusunu ve ihtiyacını taşımaya çalışırsa bir noktadan sonra iç kaynakları azalır.
Başlangıçta “güçlü kişi” olarak görülen biri, zamanla öfke, yorgunluk, isteksizlik, tahammülsüzlük ve duygusal kopma yaşayabiliyor.
Yani tükenmişlik bazen fazla çalışmaktan değil, fazla üstlenmekten gelişir. Tükenmişliğin zihinsel ve duygusal belirtilerini ayrı bir yazıda ele aldım.
Erişkin DEHB
Erişkin DEHB’de kişi işleri planlamakta ve tamamlamakta zorlandığı için bazen yoğun suçluluk geliştirebiliyor. Bu suçluluk, daha sonra aşırı telafi davranışlarına yol açabiliyor.
Kişi bir dönemde ertelediği ya da aksattığı şeyler nedeniyle sonraki dönemde her şeyi kontrol etmeye, herkesi memnun etmeye ve fazla sorumluluk almaya çalışabiliyor.
Travma ve Zorlayıcı Yaşam Deneyimleri
Travmatik ya da zorlayıcı ilişkisel deneyimler yaşayan kişilerde aşırı sorumluluk alma bir hayatta kalma stratejisi haline gelmiş olabiliyor.
Örneğin çocuklukta evdeki huzursuzluğu yatıştırmaya çalışan biri, yetişkinlikte de herkesin duygusunu düzenlemek zorunda hissedebiliyor.
Bu kişiler için sorumluluk almak bazen sevgi kazanmanın, çatışmayı önlemenin veya güvende kalmanın yolu gibi öğrenilmiş olabilir.
Aşırı Sorumluluk Almanın Belirtileri
Aşağıdaki belirtiler aşırı sorumluluk alma eğilimiyle ilişkili olabiliyor:
- Sürekli başkalarının sorunlarını çözmeye çalışmak
- Hayır dediğinde yoğun suçluluk hissetmek
- Başkalarının üzülmesini kendi hatası gibi görmek
- Dinlenirken bile rahat edememek
- Yardım istenmeden sorumluluk üstlenmek
- İşleri devretmekte zorlanmak
- “Ben yapmazsam olmaz” düşüncesine sık kapılmak
- Başkalarının hatalarını telafi etmeye çalışmak
- Sürekli arabulucu veya kurtarıcı rolüne girmek
- Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek
- Öfke biriktirip sonra patlamak
- İlişkilerde daha çok veren taraf olmak
Bu belirtiler zaman zaman herkeste görülebiliyor. Ancak sürekli hale geldiğinde kişinin ruhsal sağlığını, ilişkilerini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.
İlişkilerde Aşırı Sorumluluk Alma
Aşırı sorumluluk yalnızca bireysel bir sorun değildir; ilişkilerin dengesini de etkiler. Kişi sürekli veren, çözen, yatıştıran ve taşıyan taraf olduğunda ilişki zamanla eşitliğini kaybedebiliyor.
Bu durumda iki önemli sorun ortaya çıkar.
Birincisi, kişi kendi ihtiyaçlarını ifade edemez. Sürekli başkalarını düşünürken kendi yorgunluğunu, kırgınlığını veya beklentilerini bastırır.
İkincisi, karşı taraf zamanla sorumluluk almamaya alışabiliyor. Çünkü ilişki içinde hep bir kişi toparlayan rolündedir.
Bu nedenle aşırı sorumluluk alma bazen iyilik gibi görünse de uzun vadede hem kişiyi hem de ilişkiyi yorar. Aile içinde bakım veren rolünü üstlenenlerin yaşadıklarını yaşlı anne babaya bakım vermenin ruhsal yükü üzerine yazdığım yazıda anlattım.
Aşırı Sorumluluk Alma ile Baş Etmek İçin Öneriler
Aşırı Sorumluluk Alma ile Başa Çıkmak
1. Sorumluluğun Gerçekten Kime Ait Olduğunu Sorun
Bir sorunla karşılaştığınızda hemen üstlenmeden önce şu soruyu sorun:
“Bu gerçekten benim sorumluluğum mu, yoksa ben mi üstleniyorum?”
Bu soru basit görünür; fakat aşırı sorumluluk alan kişiler için çok önemlidir. Çünkü bu kişiler çoğu zaman sorumluluğun sınırını fark etmeden yükü alırlar.
2. Kendi Payınızı Ayırın
Her ilişkide ve durumda kişinin bir payı olabiliyor. Ancak pay sahibi olmak, her şeyin sorumlusu olmak anlamına gelmez.
Örneğin bir yakınınız üzgün olabiliyor. Ona destek olabilirsiniz. Fakat onun bütün duygusunu düzeltmek sizin göreviniz değildir.
- Şu cümle yardımcı olabiliyor:
- “Ben destek olabilirim; ama onun yerine yaşayamam.”
3. Hayır Demeyi Küçük Adımlarla Öğrenin
Hayır demek, aşırı sorumluluk alan kişiler için zor olabiliyor. Bu nedenle küçük adımlarla başlamak daha uygundur.
- Örneğin:
- “Şu an bunu yapamam.”
- “Bugün uygun değilim.”
- “Bunu düşünmem gerekiyor.”
- “Bu konuda sana destek olurum ama tamamını üstlenemem.”
- “Bunu benim yerime senin takip etmen daha uygun olur.”
Sonuçta hayır demek ilişkiyi bitirmez. Sağlıklı ilişkiler sınırlara dayanabiliyor.
4. Suçluluk Duygusunu Hemen Emir Gibi Görmeyin
Suçluluk hissediyor olmanız, gerçekten yanlış yaptığınız anlamına gelmez. Bazen suçluluk, eski alışkanlıkların değişime verdiği tepkidir.
Özellikle ilk kez sınır koyan kişilerde suçluluk artabiliyor. Bu doğal bir geçiş süreci olabiliyor.
- Kendinize şunu hatırlatabilirsiniz:
- “Suçlu hissetmem, suçlu olduğum anlamına gelmez.”
5. Yardım Etmek ile Kurtarmayı Ayırın
Yardım etmek, kişinin kendi gücünü desteklemektir. Kurtarmaya çalışmak ise onun yerine sorumluluğu üstlenmektir.
Örneğin birine yol göstermek yardım olabiliyor. Onun bütün kararlarını vermek kurtarma rolüne girmek olabiliyor.
Sağlıklı yardım, karşı tarafın sorumluluğunu tamamen elinden almaz.
6. Kontrol Edemeyeceğiniz Alanları Fark Edin
İnsan başkalarının duygularını, kararlarını, geçmişini, kişiliğini ve seçimlerini tamamen kontrol edemez. Bunu kabul etmek başlangıçta kaygı yaratabiliyor; fakat uzun vadede özgürleştiricidir.
- Kontrol edebileceğiniz alanlar:
- Davranışlarınız
- Sınırlarınız
- Sözleriniz
- Kararlarınız
- Kendi bakımınız
- Kontrol edemeyeceğiniz alanlar:
- Başkalarının ne hissedeceği
- Ne düşünecekleri
- Başkalarının seçimleri
- Her olayın sonucu
- Herkesin memnuniyeti
Ruhsal olgunluk, bu iki alanı ayırt edebilmekle başlar.
7. Dinlenmeyi Sorumluluk Olarak Görün
Aşırı sorumluluk alan kişiler dinlenmeyi gereksiz ya da bencilce görebiliyor. Oysa dinlenmeyen insan bir süre sonra sağlıklı destek de veremez.
Dinlenmek kaçmak değildir. Aksine, kişinin kendi kapasitesini korumasıdır.
Bir bardak sürekli boşaltılırsa bir noktadan sonra kimseye su veremez.
8. İçinizdeki “Kurtarıcı” Rolünü Fark Edin
Bazı insanlar ilişkilerde fark etmeden kurtarıcı rolüne girer. Sürekli çözer, yatıştırır, telafi eder, taşır ve düzeltir.
Bu rol kısa vadede değerli hissettirebiliyor. Ancak uzun vadede kişi hem yorulur hem de öfkelenmeye başlar.
- Şu soru farkındalık sağlayabiliyor:
- “Ben yardım mı ediyorum, yoksa vazgeçilmez olmaya mı çalışıyorum?”
Bu soru yargılamak için değil, davranışın duygusal anlamını anlamak için sorulur.
Ne Zaman Psikiyatriste Başvurmak Gerekir?
Aşırı sorumluluk alma kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak yararlı olabiliyor. Süregiden stresin belirtilerine dair genel bir çerçeve için NHS’in stres üzerine hazırladığı bilgilendirme sayfası da yol gösterici olabiliyor.
Aşağıdaki durumlarda bir psikiyatri uzmanına başvurmak uygun olabiliyor:
- Sürekli kaygı ve suçluluk hissediliyorsa
- Hayır demek yoğun huzursuzluk yaratıyorsa
- Kişi sürekli başkalarının sorunlarını üstleniyorsa
- Tükenmişlik belirtileri ortaya çıktıysa
- Uyku, iştah veya enerji belirgin etkilendiyse
- Depresif duygu durum, isteksizlik veya umutsuzluk varsa
- Takıntılı düşünceler ve kontrol davranışları eşlik ediyorsa
- İlişkilerde sürekli veren ve yorulan taraf olunuyorsa
- Kişi kendini ancak faydalı olduğunda değerli hissediyorsa
- Öfke birikimi ve ani patlamalar yaşanıyorsa
Psikiyatrik değerlendirme, aşırı sorumluluk alma eğiliminin kaygı, depresyon, OKB, tükenmişlik, travmatik yaşantılar veya ilişkisel örüntülerle bağlantısını anlamaya yardımcı olabiliyor.
Psikiyatrik Değerlendirmede Neler Ele Alınır?
Aşırı sorumluluk alma nedeniyle başvuran bir kişide psikiyatrist yalnızca davranışı değil, bu davranışın arkasındaki duygu ve düşünce yapısını değerlendirir.
- Görüşmede şu alanlar ele alınabiliyor:
- Kişinin ne zamandır aşırı sorumluluk aldığı
- Hangi durumlarda “ben düzeltmeliyim” düşüncesinin arttığı
- Suçluluk ve kaygı düzeyi
- Depresyon belirtileri
- Takıntılı düşünceler ve kontrol davranışları
- Uyku düzeni ve tükenmişlik belirtileri
- İlişkilerde sınır koyma becerisi
- Aile içinde üstlenilen roller
- Çocukluk ve gençlik dönemi sorumlulukları
- Travmatik veya zorlayıcı yaşam olayları
- Kişinin kendilik değeriyle yardım etme davranışı arasındaki ilişki
Bu değerlendirme, kişinin neden sürekli yük üstlendiğini ve bu yükün hangi ruhsal ihtiyaçlarla ilişkili olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Aşırı Sorumluluk Almada Tedavi Yöntemleri
Tedavi kişinin yaşadığı zorlukların nedenine göre planlanır. Her kişide aynı yaklaşım uygun değildir.
Psikoeğitim
Psikoeğitim, kişinin sağlıklı sorumluluk ile aşırı sorumluluk arasındaki farkı anlamasına yardımcı olur. Kişi zamanla başkalarına destek olmanın, onların hayatını tamamen üstlenmek anlamına gelmediğini fark eder.
Bu farkındalık, suçluluk duygusunu azaltabiliyor ve sınır koymayı kolaylaştırabiliyor.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel davranışçı terapi, aşırı sorumluluk duygusunu besleyen düşünceleri ele almada yararlı olabiliyor.
- Örneğin:
- “Hayır dersem kötü biri olurum.”
- “Ben ilgilenmezsem her şey kötüye gider.”
- “Herkesi memnun etmeliyim.”
- “Bir sorun varsa mutlaka benim hatam vardır.”
- “Güçlü olmak için yorulmamam gerekir.”
Bu düşünceler daha gerçekçi ve esnek biçimde yeniden değerlendirilir. Kişinin suçluluk, kaygı ve kontrol ihtiyacıyla daha sağlıklı ilişki kurması hedeflenir.
Psikodinamik Psikoterapi
Psikodinamik psikoterapi, kişinin neden sürekli sorumluluk aldığını daha derin düzeyde anlamaya yardımcı olabiliyor.
Bazı kişiler için aşırı sorumluluk alma; sevilme, kabul görme, terk edilmeme, suçluluktan kaçma veya aile içinde öğrendiği eski bir rolü sürdürme biçimi olabiliyor.
Terapi sürecinde kişi şu sorularla çalışabiliyor:
“Ben ne zaman herkesin yükünü taşımaya başladım?”
“Yardım etmediğimde neden değersiz hissediyorum?”
“Başkalarının duygusunu düzeltmek neden bana aitmiş gibi geliyor?”
Bu sorular kişinin kendi ilişki örüntülerini fark etmesine yardımcı olur.
Şema Terapi
Şema terapi, özellikle kendini feda etme, yüksek standartlar, onay arayıcılık ve kusurluluk gibi derin kalıpların anlaşılmasında yararlı olabiliyor.
Aşırı sorumluluk alan kişilerde “kendini feda şeması” veya “yüksek standartlar şeması” belirgin olabiliyor. Kişi kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı normal sanabiliyor.
Terapi sürecinde amaç, kişinin hem başkalarıyla bağını koruması hem de kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark edebilmesidir.
Kaygı, Depresyon ve OKB Tedavisi
Aşırı sorumluluk alma anksiyete, depresyon veya OKB ile ilişkiliyse tedavi bu durumlara göre planlanır.
Psikoterapi, yaşam düzenlemeleri ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi değerlendirilebiliyor. İlaç tedavisi doğrudan “aşırı sorumluluk” için değil, eşlik eden kaygı, depresyon, OKB veya uyku sorunları için düşünülebiliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Aşırı sorumluluk alma bir hastalık mıdır?
Hayır. Aşırı sorumluluk alma tek başına psikiyatrik bir hastalık değildir. Ancak kaygı, depresyon, OKB, tükenmişlik, travmatik yaşantılar veya ilişkisel zorluklarla ilişkili olabiliyor.
Her şeyi ben düzeltmeliyim düşüncesi neden olur?
Bu düşünce suçluluk, kontrol ihtiyacı, mükemmeliyetçilik, çocuklukta erken sorumluluk alma, kaygılı bağlanma veya değersizlik hissiyle ilişkili olabiliyor.
Hayır demekte zorlanmak aşırı sorumlulukla ilişkili midir?
Evet. Aşırı sorumluluk alan kişiler çoğu zaman hayır dediklerinde suçluluk hisseder. Bu nedenle kendi sınırlarını korumakta zorlanabilirler.
Yardımsever olmakla aşırı sorumluluk almak arasındaki fark nedir?
Yardımseverlikte kişi destek olur ama kendi sınırlarını korur. Aşırı sorumlulukta ise kişi başkasının yükünü tamamen üstlenir ve kendi ihtiyaçlarını ihmal eder.
Aşırı sorumluluk tükenmişliğe yol açar mı?
Evet. Sürekli başkalarının sorunlarını taşımak, işleri devredememek ve dinlenmeyi ihmal etmek zamanla tükenmişliğe yol açabiliyor.
Aşırı sorumluluk alma nasıl azalır?
Sorumluluğun kime ait olduğunu ayırmak, hayır demeyi öğrenmek, suçluluk duygusunu yönetmek, sınır koymak ve gerekirse psikoterapi desteği almak yardımcı olabiliyor.
Sonuç
Özetle aşırı sorumluluk alma çoğu zaman iyi niyetle başlar. Kişi yardım etmek, düzeltmek, korumak ve kimseyi zor durumda bırakmamak ister. Ancak zamanla bu iyi niyet kişinin kendi ruhsal sınırlarını aşmasına neden olabiliyor.
“Her şeyi ben düzeltmeliyim” düşüncesi, insanı güçlü gösterse de içeride yoğun bir yük oluşturabiliyor. Çünkü hayatın tamamı bir kişinin omuzlarına sığmaz.
Sağlıklı sorumluluk, kendi payına düşeni yapabilmektir. Aşırı sorumluluk ise başkalarının payını da taşımaya çalışmaktır.
Eğer sürekli sorumluluk alma hali kaygı, suçluluk, tükenmişlik, ilişki sorunları veya depresif belirtilerle birlikte seyrediyorsa bir psikiyatri uzmanından değerlendirme almak yararlı olabiliyor.
Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu
Psikiyatrist & Psikoterapist
Doktor Psikiyatri
