Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu — Doktor Psikiyatri

Telefon Bağımlılığı Gerçek Bir Bağımlılık mı?

Açık ahşap masada ekranı aşağı dönük bir akıllı telefon, yanında bir fincan çay ve açık bir kitap, arka planda yeşil bir bitki ve yumuşak gün ışığı

Sabah gözümüzü açar açmaz uzandığımız, gece son baktığımız şey çoğu zaman telefonumuzdur. Pek çok insan bu ilişkiyi tarif ederken kendiliğinden “bağımlıyım” kelimesini kullanıyor. Peki tıbbi açıdan telefon bağımlılığı, alkol ya da kumar bağımlılığı gibi gerçek bir hastalık mı? Yoksa çağımızın yaygın bir alışkanlığına verilen abartılı bir ad mı? Bu yazıda bilimin bu konuda ne söylediğini anlatıyorum. Ayrıca ne zaman kaygılanmanız gerektiğini ve neler yapabileceğinizi paylaşıyorum.

Tıp “telefon bağımlılığı” diye bir tanı koyuyor mu?

Şu an için hayır. Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalık sınıflandırması ICD-11, dijital davranışlar arasında yalnızca “oyun oynama bozukluğu”nu bir tanı olarak tanımlar. Bu tanı için oyun üzerindeki kontrolün azalması gerekir. Oyunun diğer ilgi alanlarının ve günlük işlerin önüne geçmesi de aranır. Ayrıca kişinin, zararlarına rağmen oynamayı sürdürmesi gerekir. Durum, kişinin aile, iş, okul ya da sosyal yaşamını belirgin biçimde bozmalıdır. Tablo genellikle en az on iki aydır sürüyor olmalıdır.

Akıllı telefon ise tek bir davranış değil, birçok davranışın taşıyıcısıdır. Sosyal medya, mesajlaşma, haber, video, alışveriş, oyun ve bahis hep aynı cihazda buluşur. Bu nedenle uzmanların çoğu “telefon bağımlılığı” yerine “sorunlu akıllı telefon kullanımı” ifadesini tercih ediyor.

Bağımlılık ile yoğun kullanım arasındaki fark nedir?

Bir davranışı bağımlılık olarak görmek için ölçüt yalnızca harcanan zaman değildir. Asıl önemlisi, o davranışın kişinin hayatında nasıl bir yer tuttuğudur. Klinikte dikkat ettiğimiz noktalar şunlardır:

  • Kontrol kaybı: Azaltmaya karar verip tekrar tekrar başaramamak.
  • Öncelik kayması: Uyku, iş, ders, yemek ve yüz yüze ilişkiler telefon yüzünden geri plana düşer.
  • Zarara rağmen sürdürme: Bir ilişkide sorun çıkar, işte uyarı alırsınız ya da trafikte tehlikeli anlar yaşarsınız. Yine de davranış değişmez.
  • Yoksunluk benzeri tepkiler: Telefona ulaşılamadığında belirgin huzursuzluk, öfke ya da kaygı.

Örneğin günde saatlerce telefonla çalışan bir kişi bu ölçütleri her zaman karşılamaz. Buna karşılık daha az süre kullanan birini düşünelim. Bu kişi telefonu her sıkıntıdan kaçmak için kullanıyor ve hayatı daralıyorsa, sorun daha ciddi olabilir.

Bilim bu konuda ne söylüyor?

Sıkça alıntı alan bir değerlendirme 2018’de yayımlanmıştır. Yazarlar, mevcut araştırmaların akıllı telefon bağımlılığını ayrı bir hastalık olarak kabul etmek için yeterli olmadığını savunmuştur. Onlara göre aşırı kullanım ve dürtü kontrolü güçlükleri bağımlılığa benzeyebilir. Ancak sonuçları çoğu zaman madde bağımlılıklarından daha hafiftir. Bu davranışın hangi ihtiyaçları karşıladığını ve hangi sosyal bağlamda ortaya çıktığını anlamak önemlidir. Bu yaklaşım, onu doğrudan “bağımlılık” diye etiketlemekten daha yararlı olabilir.

Bir meta-analiz ise çocuk ve gençleri kapsayan çalışmaları bir araya getirdi. Bu analize göre yaklaşık her dört gençten birinde sorunlu akıllı telefon kullanımı saptanmıştır. Bu kullanım; depresyon, kaygı, algılanan stres ve kötü uyku kalitesiyle ilişkili bulunmuştur. Ancak çalışmaların büyük çoğunluğu kesitseldir. Yani bu çalışmalar önemli bir soruyu yanıtlayamaz. Telefon mu ruhsal sorunlara yol açıyor? Yoksa zaten sıkıntıda olan kişi mi telefonu daha çok sığınak olarak kullanıyor? Büyük olasılıkla ilişki iki yönlüdür.

Telefon neden bu kadar çekici?

Geliştiriciler, telefondaki uygulamaların pek çoğunu beynin ödül sistemini harekete geçirecek biçimde tasarlar. Örneğin bildirimlerin ve beğenilerin ne zaman geleceği belli değildir. Bu belirsizlik ve bitmeyen akış, her bakışta küçük bir “belki bu sefer” beklentisi yaratır. Öngörülemeyen ödüller, bilinen ödüllerden daha güçlü bir alışkanlık oluşturur. Bu da kumar makinelerinin çalışma mantığına benzer. Konuyu daha ayrıntılı merak ediyorsanız “Beyin Ödül Sistemi” yazısına göz atabilirsiniz.

Bir de duygusal boyut vardır. Telefon sıkıntı, yalnızlık, can sıkıntısı ve kaygıyla baş etmenin en hızlı yolu gibi görünür. Hemen elimizin uzanacağı yerdedir. Sorun, bu hızlı rahatlamanın zamanla diğer baş etme yollarının yerini almasıdır.

Telefon kullanımı bazen başka bir sorunun işareti mi?

Evet ve bu nokta sıklıkla gözden kaçar. Klinikte aşırı telefon kullanımının arkasında çoğu zaman başka bir sorun buluruz. Depresyon, sosyal kaygı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), uykusuzluk ya da yalnızlık bunlara örnektir. Bu durumlarda yalnızca telefon süresini azaltmak yetersiz kalır. Altta yatan sorun tedavi edildiğinde kullanım da çoğu zaman kendiliğinden azalır.

Öte yandan telefon üzerinden yapılan bazı davranışlar gerçek bir bağımlılık tablosuna dönüşme riski taşır. Çevrim içi bahis ve kumar, oyun ve alışveriş bunların başında gelir. Bu konular “Sanal Kumar Bağımlılığı Nedir?” ve “Alışveriş Bağımlılığı Nedir?” yazılarında ayrıca ele alınmıştır.

Telefonla ilişkimizi nasıl düzenleyebiliriz?

Amaç telefonu hayattan çıkarmak değil, onunla ilişkimizi yeniden kendimiz seçmektir. Bazı küçük adımlarla fark yaratmak mümkündür:

  • Bildirimleri yalnızca gerçekten gerekli uygulamalarla sınırlamak,
  • Telefonu yatak odası dışında şarj etmek ve uyumadan önceki saati ekransız geçirmek,
  • Yemek ve yüz yüze sohbet sırasında telefonu görünmeyen bir yere koymak,
  • Telefonu elinize aldığınızda kendinize kısa bir soru sormak: “Şu an neye ihtiyacım var?”

Doğaya yakın yerlerde yaşayanlarda bile ekrana bakarak geçen saatler artıyor. Bu da sorunun yaşanan yerden çok yaşama biçimiyle ilgili olduğunu gösteriyor. Telefonun verdiği hızlı rahatlamanın yerine koyabileceğiniz en basit seçeneklerden biri kısa bir yürüyüştür.

Ne zaman profesyonel destek almalısınız?

  • Azaltma girişimleriniz tekrar tekrar başarısız oluyorsa,
  • Uyku, iş, okul ya da ilişkileriniz belirgin biçimde etkileniyorsa,
  • Telefon kullanımına çevrim içi bahis, kumar ya da borçlanma eşlik ediyorsa,
  • Telefonu sürekli olarak çökkünlük, kaygı ya da yalnızlık hissinden kaçmak için kullanıyorsanız,
  • Çocuğunuzda ya da gencinizde telefon nedeniyle okuldan, arkadaşlardan ve aileden belirgin bir kopuş varsa.

Tedavide çoğunlukla bilişsel davranışçı terapi yaklaşımlarından yararlanırız. Eşlik eden depresyon, kaygı ya da DEHB varsa bunların tedavisini de plana ekleriz. İlaç tedavisi gerekiyorsa bu kararı hekim verir. Psikiyatrik ilaçları kendi kendinize başlatmayın ya da bırakmayın.

Sık Sorulan Sorular

Günde kaç saat telefon kullanımı fazladır?

Bağımlılığı belirleyen tek bir saat sınırı yoktur. Önemli olan, kullanımı kontrol edip edemediğinizdir. Bir de kullanımın uyku, iş, ilişkiler gibi temel alanlara zarar verip vermediğine bakarız.

Telefon bağımlılığı resmi bir tanı mıdır?

Hayır. Dünya Sağlık Örgütü dijital davranışlar arasında yalnızca oyun oynama bozukluğunu tanı olarak kabul eder. Telefonla ilgili sorunlar için uzmanlar daha çok “sorunlu akıllı telefon kullanımı” ifadesini kullanır.

Telefon depresyona neden olur mu?

Araştırmalar sorunlu telefon kullanımı ile depresyon arasında bir ilişki göstermiştir. Ancak hangisinin hangisine yol açtığı net değildir. Aslında çoğu durumda ikisi birbirini besler. Örneğin depresyondaki kişinin telefona daha çok sığınması da mümkündür.

Dijital detoks işe yarar mı?

Kısa süreli ara vermek farkındalık kazandırabilir. Ancak bu adım tek başına kalıcı değişimi garanti etmez. Uzun vadede bildirimleri azaltmak, ekransız saatler belirlemek ve altta yatan sıkıntıları ele almak daha etkilidir.

Çocuğumun telefonunu tamamen yasaklamalı mıyım?

Tam yasak çoğu zaman çatışmayı artırır; gizli kullanıma yol açması da mümkündür. Bunun yerine yaşa uygun kuralları çocuğunuzla birlikte konuşarak belirleyin ve kendi kullanımınızla örnek olun. Bu yol genellikle daha işe yarar.

Sonuç

Telefonla kurduğumuz yoğun ilişki her zaman bir hastalık değildir; ama her zaman masum da değildir. Önemli olan şudur: Telefonu bir araç olarak mı kullanıyoruz? Yoksa o mu bizim günümüzü, uykumuzu ve ilişkilerimizi yönetiyor? Bazen kontrol kaybolur ya da telefon başka bir sıkıntıyı örter. Bu durumda yardım almak, sorunu kökünden ele almanın yoludur.

Sağlıklı günler dilerim.

Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu
Psikiyatrist & Psikoterapist
Doktor Psikiyatri

Kaynakça

Yukarı çık