Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu — Doktor Psikiyatri

Yakınınız Yardım Almak İstemiyorsa Ne Yapabilirsiniz?

Yardım almak istemeyen bir yakınla sakin bir konuşmayı simgeleyen masada iki fincan çay

Sevdiğiniz birinin değiştiğini görmek ve bunu ona söylediğinizde “Bende bir şey yok” cevabını almak, insanı çaresiz bırakan deneyimlerden biridir. Israr etmek ilişkiyi zorlar, susmak ise endişeyi büyütür. Bu yazıda yakınınız yardım almak istemiyorsa neler yapabileceğinizi ve neyin genellikle işe yaramadığını anlatıyorum. Hangi durumların beklemeye gelmediğini de ele alıyorum.

Yakınınız yardım almak istemiyorsa neden böyle davranır?

Reddetmenin ardında çoğu zaman inat değil, başka nedenler vardır. Bazı kişiler ruhsal bir sorun yaşadığını kabul etmeyi zayıflık ya da “deli” damgası olarak görür. Bazıları daha önce iyi gitmeyen bir tedavi deneyimi yaşamıştır. Depresyondaki biri “Zaten bir şey değişmez” diye düşünebiliyor; bağımlılık yaşayan biri ise sorunun boyutunu küçümseyebiliyor.

Fethiye gibi insanların birbirini yakından tanıdığı yerlerde “Ya biri görürse?” kaygısı da başvuruyu geciktiren nedenler arasındadır. Bu nedenleri anlamak, kişiyi ikna etmekten önce gelen adımdır. Çünkü neye karşı direndiğini bilmeden yapılan her ısrar boşa gidebiliyor.

Hastalığı fark edememek de bir belirti olabilir mi?

Evet. Şizofreni ve bipolar bozukluk gibi bazı hastalıklarda kişinin kendi durumunu fark etme yeteneği, hastalığın kendisi nedeniyle etkilenebiliyor. Tıpta “anozognozi” ya da içgörü kaybı denen bu durum, bilinçli bir inkâr değildir. Beynin kendi değişimini algılamakta zorlanmasıyla ilgilidir.

Bu bilgi aile için önemlidir. Kişiye “Neden görmüyorsun?” diye tekrar tekrar kanıt göstermek çoğu zaman tartışmayı büyütür. Bunun yerine hastalık etiketini tartışmadan, kişinin kendisinin de yaşadığını kabul ettiği sorunlar üzerinden konuşmak (uykusuzluk, yorgunluk, işte yaşanan zorluklar gibi) daha sonuç alıcıdır.

Konuşmaya nasıl başlamalısınız?

Doğru zaman, iki tarafın da sakin olduğu bir andır. Bir tartışmanın ortası ya da kişinin alkollü olduğu bir saat değildir. Suçlayan “sen” cümleleri yerine, gözleminizi ve duygunuzu anlatan cümleler kurun: “Son haftalarda çok az uyuduğunu görüyorum ve senin için endişeleniyorum” gibi.

Konuşmanın amacı tek seferde bir randevu sözü almak değil, kapıyı açık tutmaktır. Dinleyin, kişinin kendi ifadelerini ciddiye alın ve “Hazır olduğunda yanındayım” mesajını verin. Bu tutum, ilk denemede reddedilseniz bile sonraki konuşmaların zeminini hazırlar.

Hangi yaklaşımlar genellikle işe yaramaz?

Tehdit, aşağılama, sürekli eleştiri ve kişiyi habersiz bir “toplu yüzleşmeye” çağırmak, iyi niyetli olsa da sıklıkla ters teper. Mayo Clinic’in bağımlılık konusundaki bilgilendirmesi de iyi planlanmamış, suçlayıcı bir müdahalenin kişiyi daha fazla yalnızlaştırabileceğine ve tedaviye karşı direncini artırabileceğine dikkat çeker.

Gizlice ilaç vermek de doğru bir yol değildir. Hem güveni kalıcı biçimde zedeler hem de tıbbi açıdan risklidir. Psikiyatrik ilaçları yalnızca hekim değerlendirmesiyle başlatmak ve hekime danışmadan bırakmamak gerekir.

Yakınınız yardım almak istemiyorsa aile olarak ne yapabilirsiniz?

Yakınınız yardım almak istemiyorsa bile aile yardım alabiliyor. Özellikle alkol ve madde kullanımında, yakınları eğiten CRAFT (Topluluk Pekiştirmesi ve Aile Eğitimi) adlı bir yaklaşım geliştirilmiştir. Bu yöntem aileye suçlamadan iletişim kurmayı, olumlu davranışları desteklemeyi ve kişinin yardıma en açık olduğu anları fark etmeyi öğretir. 14 çalışmayı kapsayan sistematik bir derleme, bu yaklaşımın kişinin tedaviye başlama olasılığını karşılaştırma gruplarına göre yaklaşık iki kat artırdığını bildirmiştir.

Şizofreni gibi uzun süreli hastalıklarda da aileyi hastalık hakkında bilgilendiren ve sorun çözmeyi destekleyen aile müdahalelerinin nüksü azaltmaya katkı sağlayabildiği, Cochrane derlemesinde düşük kesinlikte de olsa gösterilmiştir. Kısacası, yakınınızın yerine bir uzmana başvurmanız boşa bir adım değildir.

Kendinizi nasıl korumalısınız?

Bir yakının ruhsal sorunuyla uzun süre tek başına uğraşmak, bakım verenin kendisini de yıpratır. Uykusuzluk, sürekli tetikte olma hali ve suçluluk duygusu zamanla sizin sağlığınızı da etkileyebiliyor. Bu yükün nasıl birikebileceğini “Tükenmişlik” başlıklı yazıda ayrıca ele almıştım.

Sınır koymak sevgisizlik değildir. Hakaret, şiddet ya da sizi tehlikeye atan davranışlar karşısında kendinizi ve varsa çocukları korumak önceliklidir. Yakınınızın davranışını kontrol edemezsiniz; ama kendi güvenliğinizi ve destek kaynaklarınızı düzenleyebilirsiniz.

Ne zaman profesyonel destek almalısınız?

Yakınınız yardım almak istemiyorsa bile aşağıdaki durumlarda bir psikiyatristle görüşmeniz yerinde olur:

  • Davranış değişiklikleri haftalardır sürüyor ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa,
  • Kişi gerçek olmayan sesler duyduğunu, takip edildiğini ya da zarar görüleceğini düşündüğünü anlatıyorsa,
  • Alkol ya da madde kullanımı artıyor, kontrol kaybı yaşanıyorsa,
  • Aile içinde şiddet ya da şiddet tehdidi ortaya çıktıysa,
  • Siz de bu süreçte uykusuz, tükenmiş ve çaresiz hissediyorsanız.

Yakınınız ölümden ya da kendine zarar vermekten söz ediyorsa bunu doğrudan sormaktan çekinmeyin; intihar düşüncesini sormak bu düşünceyi artırmaz. Kişiyi yalnız bırakmayın ve tehlikeli olabilecek araçlara erişimini azaltın. Acil bir tehlike varsa ya da kişi kendisine veya başkasına zarar verebilecek durumdaysa vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın.

Sık Sorulan Sorular

Yakınımı zorla psikiyatriste götürebilir miyim?

Yetişkin bir kişiyi acil bir tehlike olmadan zorla muayeneye götürmek genellikle mümkün değildir ve güveni zedeleyebiliyor. Kişi kendisi ya da başkaları için acil bir tehlike oluşturuyorsa 112’yi aramalı ve acil sağlık ekiplerinin yönlendirmesine uymalısınız.

Yakınım yardım istemiyorsa ben bir uzmana tek başıma başvurabilir miyim?

Evet. Aile üyelerinin bir psikiyatrist ya da psikologla görüşmesi, hem durumu doğru anlamalarına hem de yakınlarıyla nasıl iletişim kuracaklarını öğrenmelerine yardımcı olur. Aileye yönelik bazı yaklaşımların, kişinin tedaviye başlama olasılığını artırdığı gösterilmiştir.

Israr etmeli miyim, yoksa beklemeli miyim?

Sürekli ısrar genellikle direnci artırır, tamamen susmak ise sorunun büyümesine yol açabiliyor. En iyisi, sakin anlarda kısa ve suçlamasız konuşmalarla kapıyı açık tutmak ve kişinin hazır olduğu anı kaçırmamaktır.

Hastalığını kabul etmemesi inatçılık mıdır?

Her zaman değil; bazı ruhsal hastalıklarda kişinin kendi durumunu fark etme yeteneği hastalığın kendisi nedeniyle etkilenebiliyor. Bu durumda tartışmak yerine, kişinin kendisinin de kabul ettiği sorunlar üzerinden konuşmak daha etkilidir.

Yakınım intihardan söz ederse ne yapmalıyım?

Bu sözleri önemseyip ciddiye alın, sakin bir şekilde doğrudan sorun ve kişiyi yalnız bırakmayın. Acil bir tehlike varsa hemen 112’yi arayın ya da kişiyi en yakın acil servise götürün.

Sonuç

Yakınınız yardım almak istemiyorsa ona destek olmak sabır, dikkat ve sınır gerektirir. Kişiyi zorlamak yerine anlamaya çalışmak, kapıyı açık tutmak ve bu süreçte kendiniz için de destek almak, hem onun hem de sizin için atılabilecek en sağlam adımlardır.

Sağlıklı günler dilerim.

Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu
Psikiyatrist & Psikoterapist
Doktor Psikiyatri

Kaynakça

Yukarı çık