
Yaşamayı ertelemek, bazı insanların hayatı sürekli gelecekteki bir zamana bırakmasıdır. “Biraz rahatlayınca”, “işler düzene girince”, “borçlar bitince”, “çocuklar büyüyünce”, “daha iyi hissedince”, “şartlar düzelince” yaşamaya başlayacağını düşünür.
Bu cümleler ilk bakışta mantıklı görünebilir. İnsan gerçekten de bazen zor dönemlerden geçer. Ekonomik kaygılar, aile sorumlulukları, iş yükü, sağlık sorunları ve belirsizlikler yaşam alanını daraltabilir. Ancak sorun, hayatın sürekli bir sonraki döneme ertelenmesidir.
Çünkü şartlar tamamen düzelene kadar beklemek, bazen yaşamanın kendisini belirsiz bir geleceğe bırakmak anlamına gelir.
Yaşamayı ertelemek, kişinin bugünkü hayatını yalnızca hazırlanma, dayanma ve bekleme alanı gibi yaşaması; gerçek yaşamı ise gelecekteki ideal koşullara bağlamasıdır.
Yaşamayı Ertelemek Nedir?
Yaşamayı ertelemek, kişinin hayatındaki anlamlı, keyifli, dinlendirici veya kendisine iyi gelen şeyleri sürekli gelecekteki daha uygun bir zamana bırakmasıdır.
- Kişi şöyle düşünebilir:
- “Şu dönem bitsin, sonra kendime zaman ayıracağım.”
- “Maddi olarak rahatlayınca daha iyi yaşayacağım.”
- “Çocuklar büyüyünce kendime döneceğim.”
- “İşler düzene girince sosyal hayatıma bakacağım.”
- “Daha iyi hissedince dışarı çıkacağım.”
- “Kilo verince, taşınınca, terfi alınca, emekli olunca başlayacağım.”
- “Şartlar düzelince yaşayacağım.”
Bu düşünceler bazen gerçekçi planlama gibi görünür. Ancak sürekli tekrarlandığında kişi bugünü yalnızca geçilmesi gereken bir koridor gibi yaşamaya başlar.
Yaşamayı Ertelemek ile Beklemek Arasındaki Fark
Beklemek bazen gereklidir. İnsan bazı hedefler için sabreder, plan yapar, uygun zamanı kollar ve bazı koşulların olgunlaşmasını bekler. Bu sağlıklı olabilir.
Ancak yaşamak tamamen beklemeye dönüşürse sorun başlar.
Beklemek: Gelecek için hazırlık yaparken bugünü tamamen iptal etmemektir. Yaşamayı ertelemek: Bugünü yalnızca gelecekteki bir hayat için feda etmektir.
Sağlıklı bekleyişte kişi bugünü de yaşar. Ertelemede ise bugünü askıya alır.
Beklemek, hayatın içinde bir duraktır. Yaşamayı ertelemek, hayatı sürekli bekleme odasında yaşamaktır.
“Şartlar Düzelince Yaşayacağım” Zihniyeti Neden Gelişir?
Bu zihniyetin arkasında tek bir neden yoktur. Bazen yaşam koşulları gerçekten zordur. Bazen de kişi, içsel olarak kendisine yaşam izni vermekte zorlanır.
Yaşamayı Ertelemek Neden Ortaya Çıkar?
1. Mükemmel Şart Beklemek
Bazı insanlar bir şeye başlamak için koşulların ideal olmasını bekler. Daha fazla para, daha fazla zaman, daha uygun ruh hali, daha iyi beden, daha sakin bir dönem, daha net bir gelecek ister.
Fakat hayat çoğu zaman ideal koşulları sunmaz. İnsan çoğu şeyi eksik koşullarla, belirsizlik içinde ve sınırlı imkânlarla yaşar.
Mükemmel şart beklentisi şu düşüncelerle kendini gösterebilir:
“Tam hazır değilim.” “Şimdi zamanı değil.” “Önce her şey yoluna girmeli.” “Bu halde keyif almam doğru olmaz.” “Daha iyi bir dönem gelince başlarım.”
Bu düşünceler kişiyi koruyor gibi görünür; fakat uzun vadede hareketsiz bırakabilir.
2. Kaygı ve Kontrol İhtiyacı
Kaygı yaşayan kişiler belirsizlikten rahatsız olabilir. Bu nedenle hayatı yaşamadan önce güvence isterler. Geleceğin daha net, daha güvenli ve daha kontrol edilebilir olmasını beklerler.
Kişi şöyle düşünebilir:
“Ya şimdi başlarsam ve kötü bir şey olursa?” “Ya yanlış karar verirsem?” “Ya bu dönemde kendime zaman ayırmak sorumsuzluksa?” “Ya önce her şeyi garantiye almam gerekiyorsa?”
Kaygı, yaşamı sürekli hazırlık aşamasına hapsedebilir. Kişi yaşamak için güvenlik ararken, hayatın kendisi ertelenir.
3. Suçluluk Duygusu
Bazı insanlar keyif almayı, dinlenmeyi veya kendine zaman ayırmayı suçlulukla yaşar. Özellikle sorumluluk duygusu yüksek kişiler “Ben rahat ederken işler duruyor” veya “Ben keyif alırken birileri zorlanıyor” diye düşünebilir.
Bu kişiler için yaşamak sanki önce hak edilmesi gereken bir ödüldür.
“Önce her şeyi bitirmeliyim.” “Önce herkesi memnun etmeliyim.” “Önce görevlerimi tamamlamalıyım.” “Sonra kendime bakarım.”
Ancak hayatın işleri çoğu zaman tamamen bitmez. Kendine zaman ayırmayı sürekli sona bırakan kişi, kendini hiçbir zaman sıraya alamayabilir.
4. Depresif Duygu Durum
Depresyonda kişi geleceğe dair umudunu, bugüne dair isteğini ve keyif alma kapasitesini kaybedebilir. Bu durumda yaşamı ertelemek bazen “şartlar düzelince” gibi görünse de, aslında içsel isteksizlik ve çökkünlükle ilişkili olabilir.
Kişi şöyle hissedebilir:
“Şu an hiçbir şeyden keyif almam.” “Ben hazır değilim.” “Bende başlayacak enerji yok.” “Belki ileride daha iyi olur.”
Depresyonda kişi yalnızca aktiviteleri değil, hayatla bağını da erteleyebilir. Bu nedenle uzun süren isteksizlik, keyifsizlik ve geri çekilme ciddiye alınmalıdır.
5. Başarısızlık ve Hayal Kırıklığı Korkusu
Bazı insanlar yaşamı erteleyerek hayal kırıklığından korunmaya çalışır. Çünkü bir şeye başlamak, aynı zamanda sonuçla karşılaşmak anlamına gelir.
Bir ilişkiye başlamak reddedilme riskini taşır. Bir hedefe başlamak başarısızlık ihtimalini taşır. Bir hayali denemek hayal kırıklığı ihtimalini taşır. Kendine yeni bir yaşam alanı açmak değişim riskini taşır.
Bu nedenle kişi beklemeyi seçebilir. Beklemek, kısa vadede daha güvenli görünür. Ancak uzun vadede pişmanlık duygusunu artırabilir.
6. Kendine Yaşam İzni Verememek
Bazı insanlar içten içe iyi şeyleri hak etmediğini hissedebilir. Dinlenmek, keyif almak, sevilmek, iyi hissetmek veya kendine alan açmak onlara yabancı gelebilir.
Bu durum özellikle değersizlik duygusu, suçluluk, çocuklukta aşırı sorumluluk alma veya sürekli fedakârlık rolüyle ilişkili olabilir.
Kişi hayatı boyunca başkalarına yer açmış, fakat kendine yaşam alanı açmayı öğrenmemiş olabilir.
7. Sürekli Hazırlık Modunda Kalmak
Bazı insanlar hayatı sürekli hazırlanma hali içinde yaşar. Daha iyi bir zaman, daha iyi bir plan, daha iyi bir versiyon, daha iyi bir başlangıç bekler.
Bu kişiler çok düşünür, çok plan yapar, çok araştırır; fakat hayatın içine girmekte zorlanır.
Hazırlık bazen faydalıdır. Ancak hazırlık hiç bitmiyorsa, kişinin yaşamdan kaçınma biçimine dönüşebilir.
Yaşamayı Ertelemenin Belirtileri
Aşağıdaki belirtiler yaşamayı erteleme eğilimiyle ilişkili olabilir:
- Keyif veren şeyleri sürekli sonraya bırakmak
- Dinlenmeyi hak etmek için her şeyin bitmesini beklemek
Sosyal hayatı, hobileri veya ilişkileri sürekli ertelemek
- “Şimdi zamanı değil” düşüncesini sık yaşamak
- Gelecekteki ideal koşullara aşırı odaklanmak
- Bugünü yalnızca görevler ve sorumluluklarla geçirmek
- Kendine zaman ayırınca suçluluk hissetmek
Yılların hızlı geçtiğini ama gerçekten yaşanmadığını hissetmek
- Hayatın hep hazırlık aşamasında kaldığını düşünmek
- Başlamak yerine sürekli plan yapmak
- İyi hissetmeyi gelecekteki bir döneme bağlamak
- “Bir gün” diye başlayan cümlelerin çoğalması
Bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa kişi hayatını gerçekten yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlayabilir.
Yaşamayı Ertelemek Hangi Psikiyatrik Durumlarla İlişkili Olabilir?
Yaşamayı ertelemek tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Ancak bazı ruhsal durumlarla ilişkili olabilir veya bu durumların bir belirtisi olarak ortaya çıkabilir.
Depresyon
Depresyonda kişi hayattan zevk alma kapasitesini kaybedebilir. Eskiden keyif aldığı şeyler anlamsız gelebilir. Geleceğe dair umut azalabilir. Enerji düşer, karar vermek zorlaşır ve kişi yaşamdan geri çekilebilir.
Bu durumda yaşamı ertelemek yalnızca yoğunlukla açıklanamaz. Kişi aslında içsel olarak hayata katılmakta zorlanıyordur.
Özellikle isteksizlik, umutsuzluk, değersizlik, uyku ve iştah değişiklikleri eşlik ediyorsa depresyon açısından değerlendirme önemlidir.
Anksiyete Bozuklukları
Kaygı, yaşamı ertelemenin önemli nedenlerinden biridir. Kişi belirsizlikten korktuğu için kararları, ilişkileri, planları ve değişimleri sürekli erteler.
“Ya kötü olursa?” düşüncesi, “bir gün yaparım” cümlesinin arkasına saklanabilir.
Anksiyete arttıkça kişi yaşamak yerine garanti aramaya başlar. Ancak hayatın birçok alanında tam garanti yoktur.
Obsesif Özellikler
Obsesif özellikleri olan kişiler netlik, düzen ve kontrol ihtiyacı nedeniyle harekete geçmekte zorlanabilir. Bir şeye başlamadan önce her ayrıntıyı düşünmek, kusursuz plan yapmak veya hata ihtimalini sıfırlamak isteyebilirler.
Bu da yaşamı sürekli ertelemeye neden olabilir.
“Tam emin olunca başlayacağım.” “En doğru zamanı bulmalıyım.” “Yanlış yapmamak için biraz daha beklemeliyim.”
Bu düşünceler kişiyi karar ve eylemden uzaklaştırabilir.
Tükenmişlik
Tükenmişlik yaşayan kişiler yaşamı erteleyebilir çünkü içlerinde yaşama katılacak enerji kalmamıştır. Kişi yalnızca görevlerini sürdürür; fakat keyif, merak, sosyal bağ ve canlılık azalır.
Tükenmişlikte yaşam bazen sadece “günü kurtarma” biçimine dönüşür.
Travma Sonrası Belirtiler
Travmatik yaşantılar sonrasında kişi kendini güvende hissetmeyebilir. Hayata yeniden katılmak zor olabilir. Kişi geleceği planlamakta, ilişkiler kurmakta veya keyifli şeylere izin vermekte zorlanabilir.
Bazı kişiler travmadan sonra yalnızca hayatta kalma modunda yaşar. Yaşamak değil, dayanmak ön plana çıkar.
Kaçınma Davranışı
Yaşamayı ertelemek bazen kaçınmanın daha zarif bir biçimidir. Kişi kendine “şartlar uygun değil” der; fakat aslında reddedilmekten, başarısız olmaktan, değişmekten, görünür olmaktan veya duygusal risk almaktan kaçınıyor olabilir.
Kaçınma kısa vadede rahatlatır. Uzun vadede hayat alanını daraltır.
Beklemek Ne Zaman Sağlıklıdır?
Her bekleme sorun değildir. Bazen beklemek bilgeliktir. Kişi acele etmeden, koşulları değerlendirerek, kendini hazırlayarak sağlıklı karar verebilir.
- Sağlıklı bekleme şu özellikleri taşır:
- Belirli bir amacı vardır
- Zamanla eyleme dönüşür
- Bugünkü hayatı tamamen iptal etmez
- Kişiyi daha bilinçli hazırlar
- Esneklik içerir
- Korkudan çok gerçekçi değerlendirmeye dayanır
Sağlıksız bekleme ise belirsizdir, sürekli uzar ve kişinin hayatını daraltır.
Yaşamayı Ertelemenin İlişkilere Etkisi
Yaşamı erteleyen kişi ilişkilerini de erteleyebilir. Sevdikleriyle zaman geçirmek, arkadaşları aramak, aileyle yakınlaşmak, yeni insanlarla tanışmak veya duygularını paylaşmak sürekli sonraya kalabilir.
Kişi şöyle düşünebilir:
“Şu dönem geçsin, sonra daha çok görüşürüz.” “Biraz rahatlayınca aileme zaman ayıracağım.” “Daha iyi hissedince sosyal olacağım.” “Şimdi kimseyle uğraşamam.”
Ancak ilişkiler de zaman ister. Sürekli ertelenen ilişkiler zayıflayabilir. İnsan bazen fark etmeden yalnızlaşır.
Yaşamayı Ertelemenin Bedensel ve Ruhsal Bedeli
Yaşamı sürekli ertelemek kişide şu sonuçlara yol açabilir:
- İçsel boşluk hissi
- Pişmanlık
- Tükenmişlik
- Anlamsızlık duygusu
- Depresif düşünceler
- Kaygı
- Sosyal geri çekilme
- Kendine yabancılaşma
- Keyif alma kapasitesinde azalma
- Hayatın kontrol dışı akıp gittiği hissi
- Kişi bir noktada şunu fark edebilir:
- “Yıllardır bekliyorum ama neyi beklediğimi artık bilmiyorum.”
Bu fark ediş bazen zorlayıcıdır; fakat değişim için önemli bir başlangıç olabilir.
Yaşamayı Ertelememek İçin Öneriler
1. “Şartlar Düzelince” Cümlesini Sorgulayın
- Kendinize şu soruyu sorun:
- “Ben tam olarak hangi şartların düzelmesini bekliyorum?”
Bu soruya net cevap veremiyorsanız, beklemek bir plan olmaktan çıkıp alışkanlığa dönüşmüş olabilir.
Şartlar tamamen düzelmese de küçük yaşam alanları açmak mümkündür.
2. Küçük Yaşam Alanları Oluşturun
Yaşamayı ertelememek, her şeyi bırakıp büyük değişiklikler yapmak anlamına gelmez. Bazen küçük alanlar yeterlidir.
- Örneğin:
- Haftada bir kısa yürüyüş
- Sevilen bir arkadaşla kahve
- Uzun zamandır ertelenen bir hobiye 20 dakika ayırmak
- Güzel bir yemeği acele etmeden yemek
- Çocuğunuzla telefonsuz zaman geçirmek
- Eşinizle kısa bir yürüyüş yapmak
- Sessiz bir yerde oturmak
- Küçük bir gezi planlamak
Hayat yalnızca büyük tatiller, büyük başarılar ve büyük değişimlerden oluşmaz. Küçük temaslar da yaşamı geri çağırır.
3. Dinlenmeyi Geleceğe Bırakmayın
Dinlenmek her şey bittikten sonra yapılacak bir şey değildir. Dinlenme, hayatın sürdürülebilmesi için gereklidir.
- Kendinize şu cümleyi hatırlatabilirsiniz:
- “Dinlenmek için tamamen tükenmeyi beklemek zorunda değilim.”
4. Keyif Almayı Suçlulukla Eşleştirmeyin
Zor bir dönemden geçiyor olmanız, hiç iyi bir şey yaşamamanız gerektiği anlamına gelmez. İnsan zorlanırken de küçük bir şeyden keyif alabilir.
Bu, sorunları inkâr etmek değildir. Ruhsal dayanıklılığı korumaktır.
5. “Bir Gün” Cümlelerini Bugüne Yaklaştırın
Sık söylediğiniz “bir gün” cümlelerini yazın.
“Bir gün daha çok gezeceğim.” “Bir gün kendime zaman ayıracağım.” “Bir gün daha sağlıklı yaşayacağım.” “Bir gün sevdiklerimle daha çok vakit geçireceğim.”
- Sonra şu soruyu sorun:
- “Bunun bugünkü küçük versiyonu ne olabilir?”
Büyük hayalin küçük bir parçası bugün başlayabilir.
6. Kendi Hayatınızda Misafir Gibi Yaşamayın
Bazı insanlar kendi hayatında bile sürekli başkalarının beklentilerine göre hareket eder. İş, aile, sorumluluklar, toplumsal beklentiler ve alışkanlıklar içinde kendi istekleri geri planda kalır.
- Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Ben gerçekten ne istiyorum?
- Neleri sürekli erteliyorum?
- Hayatımda bana ait alan var mı?
- Ne zamandır sadece görev yapıyorum?
- Bugün yaşadığımı hissettiren küçük bir şey ne olabilir?
Bu sorular kişinin kendi hayatına yeniden temas etmesine yardımcı olabilir.
7. Ertelemenin Altındaki Duyguyu Fark Edin
Bir şeyi sürekli erteliyorsanız, yalnızca zaman sorunu olmayabilir. Altında bir duygu olabilir.
- Kendinize sorun:
- “Bunu ertelerken hangi duygudan kaçıyorum?”
Cevap bazen korku, bazen suçluluk, bazen başarısızlık kaygısı, bazen yas, bazen de değersizlik hissi olabilir.
Duyguyu fark etmek, erteleme döngüsünü anlamanın ilk adımıdır.
8. Hayatın Tamamen Güvenli Olmasını Beklemeyin
Hayatın hiçbir dönemi tamamen risksiz, belirsizsiz ve eksiksiz olmayabilir. Bu nedenle yaşamı yalnızca tam güvenlik koşuluna bağlamak kişiyi uzun süre beklemede tutabilir.
Güven, her şeyin kesinleşmesi değildir. Bazen belirsizlik varken de küçük adımlar atabilmektir.
Ne Zaman Psikiyatriste Başvurmak Gerekir?
Yaşamı ertelemek kişinin işlevselliğini, ruh halini, ilişkilerini veya yaşam kalitesini belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak yararlı olabilir.
Aşağıdaki durumlarda bir psikiyatri uzmanına başvurmak uygun olabilir:
- Uzun süredir hayattan keyif alamama varsa
- İsteksizlik ve geri çekilme belirginleştiyse
- “Şartlar düzelince” düşüncesi yaşamı tamamen durduruyorsa
Depresif duygu durum, umutsuzluk veya değersizlik eşlik ediyorsa
- Yoğun kaygı nedeniyle kararlar sürekli erteleniyorsa
- Uyku, iştah veya enerji düzeyi bozulduysa
- Sosyal ilişkiler belirgin azaldıysa
- Kişi yalnızca görevlerini yapıp yaşamla bağ kuramıyorsa
Travmatik yaşantılar sonrasında hayata katılmak zorlaştıysa
Yaşamı sürdürmekle ilgili umutsuz düşünceler varsa
Özellikle kendine zarar verme veya intihar düşünceleri varsa beklemeden acil yardım alınmalıdır. Bu durumda en yakın acil servise başvurmak veya 112 Acil Çağrı Merkezi ile iletişime geçmek gerekir.
Psikiyatrik değerlendirme, yaşamı erteleme halinin depresyon, anksiyete, tükenmişlik, obsesif özellikler, travma sonrası belirtiler veya başka bir ruhsal durumla ilişkili olup olmadığını anlamaya yardımcı olabilir.
Psikiyatrik Değerlendirmede Neler Ele Alınır?
Yaşamayı erteleme nedeniyle başvuran bir kişide psikiyatrist yalnızca davranışı değil, bu davranışın arkasındaki duygu, düşünce ve yaşam koşullarını değerlendirir.
- Görüşmede şu alanlar ele alınabilir:
- Kişinin ne zamandır yaşamı ertelediği
- Hangi alanlarda ertelemenin belirgin olduğu
- Depresyon belirtileri
- Kaygı düzeyi
- Uyku, iştah ve enerji durumu
- İş ve aile yükü
- Tükenmişlik belirtileri
- Obsesif düşünceler ve kontrol ihtiyacı
- Travmatik veya zorlayıcı yaşam olayları
- İlişkiler ve sosyal destek
- Kendilik değeri ve suçluluk duygusu
- Alkol, madde veya aşırı kafein kullanımı
- Kişinin yaşamdan beklentileri ve değerleri
Bu değerlendirme, kişinin yalnızca “erteleyen biri” olmadığını; hangi ruhsal zeminde yaşamdan uzaklaştığını anlamaya yardımcı olur.
Yaşamayı Ertelemede Tedavi Yöntemleri
Tedavi kişinin yaşadığı zorluğun nedenine göre planlanır. Her kişide aynı yaklaşım uygun değildir.
Psikoeğitim
Psikoeğitim, kişinin yaşamayı erteleme döngüsünü anlamasına yardımcı olur. Kişi “şartlar düzelince yaşayacağım” düşüncesinin bazen gerçekçi bir plan değil, kaygı veya kaçınma biçimi olabileceğini fark eder.
Bu farkındalık değişim için önemli bir başlangıçtır.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel davranışçı terapi, yaşamayı erteleyen düşünce kalıplarını ele almada yararlı olabilir.
- Örneğin:
- “Şimdi zamanı değil.”
- “Önce her şey yoluna girmeli.”
- “Hazır hissetmeden başlayamam.”
- “Keyif almak için sorunların bitmesi gerekir.”
- “Yanlış yaparsam pişman olurum.”
- “Kendime zaman ayırırsam sorumsuz olurum.”
Bu düşünceler daha gerçekçi ve esnek biçimde değerlendirilir. Kişinin küçük adımlarla hayata yeniden katılması hedeflenir.
Davranışsal Aktivasyon
Depresif belirtiler ve geri çekilme varsa davranışsal aktivasyon önemli olabilir. Bu yaklaşımda kişi kendini iyi hissetmeyi beklemeden, küçük ve anlamlı davranışlarla hayata yeniden temas etmeye başlar.
Amaç büyük değişiklikler yapmak değil, yaşamla bağ kuran küçük eylemleri düzenli hale getirmektir.
Psikodinamik Psikoterapi
Psikodinamik terapi, kişinin neden kendine yaşam izni vermekte zorlandığını anlamaya yardımcı olabilir.
Bazı kişiler için yaşamı ertelemek; suçluluk, değersizlik, erken yaşta sorumluluk alma, kayıp deneyimleri, ilişkisel yaralar veya bilinçdışı çatışmalarla ilişkili olabilir.
Terapi sürecinde şu sorular çalışılabilir:
“Ben ne zamandan beri kendimi erteliyorum?” “Yaşamak bana neden suçlu hissettiriyor?” “Kendi hayatıma yer açtığımda hangi duygu ortaya çıkıyor?”
Bu sorular kişinin kendi iç dünyasıyla daha derin bir ilişki kurmasına yardımcı olabilir.
Şema Terapi
Şema terapi, özellikle kendini feda, yüksek standartlar, başarısızlık, kusurluluk, duygusal yoksunluk ve onay arayıcılık gibi derin kalıpların anlaşılmasında yararlı olabilir.
Yaşamı erteleyen kişilerde “önce başkaları”, “önce görevler”, “ben sonra” gibi kalıplar belirgin olabilir.
Terapi sürecinde amaç, kişinin kendi ihtiyaçlarını ve yaşam hakkını daha sağlıklı biçimde fark etmesidir.
Kaygı ve Depresyon Tedavisi
Yaşamayı erteleme depresyon, anksiyete, OKB veya travma sonrası belirtilerle ilişkiliyse tedavi bu durumlara göre planlanır.
Psikoterapi, yaşam düzenlemeleri ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi değerlendirilebilir. İlaç tedavisi doğrudan “yaşamı erteleme” için değil, eşlik eden depresyon, kaygı, uyku bozukluğu veya başka bir psikiyatrik durum için düşünülebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yaşamayı ertelemek bir hastalık mıdır?
Hayır. Yaşamayı ertelemek tek başına psikiyatrik bir hastalık değildir. Ancak depresyon, anksiyete, tükenmişlik, travma sonrası belirtiler, obsesif özellikler ve kaçınma davranışlarıyla ilişkili olabilir.
“Şartlar düzelince yaşayacağım” düşüncesi neden sorun olabilir?
Çünkü şartların tamamen düzelmesini beklemek, bugünkü yaşamı sürekli askıya alabilir. Hayat çoğu zaman eksik, belirsiz ve değişken koşullar içinde yaşanır.
Beklemek her zaman kötü müdür?
Hayır. Sağlıklı bekleme planlı, sınırlı ve gerçekçidir. Sorun, beklemenin sürekli uzaması ve kişinin bugünkü hayatını tamamen iptal etmesidir.
Yaşamayı ertelemek depresyon belirtisi olabilir mi?
Evet, olabilir. Uzun süren isteksizlik, keyif alamama, sosyal geri çekilme, umutsuzluk ve enerji azalması varsa depresyon açısından değerlendirme gerekir.
Yaşamayı ertelemekten nasıl çıkılır?
Küçük yaşam alanları oluşturmak, “bir gün” cümlelerini bugünkü küçük adımlara çevirmek, suçluluk ve kaygıyı fark etmek, sosyal bağları güçlendirmek ve gerekirse psikoterapi desteği almak yardımcı olabilir.
Kendime zaman ayırınca suçluluk duyuyorum, bu normal mi?
Bazı kişilerde sık görülür. Özellikle aşırı sorumluluk alan, kendini feda eden veya çocukluktan beri başkalarını öncelemeye alışmış kişiler kendilerine zaman ayırınca suçluluk hissedebilir. Bu durum psikoterapide ele alınabilir.
Sonuç
Yaşamayı ertelemek çoğu zaman fark edilmeden gelişir. İnsan sorumluluklarını yerine getirir, çalışır, dayanır, plan yapar ve bekler. Fakat bir süre sonra hayatın kendisi hep gelecekteki bir zamana taşınır.
“Şartlar düzelince yaşayacağım” düşüncesi bazen umut verir; fakat bazen bugünü görünmez hale getirir.
Yaşamak, tüm sorunların bitmesini beklemek değildir. Bazen sorunlar sürerken de küçük bir yürüyüşe çıkmak, sevdiğin biriyle konuşmak, dinlenmek, gülmek, üretmek, hissetmek ve kendine yer açmaktır.
Hayat yalnızca büyük dönemeçlerde değil, küçük temaslarda da yaşanır.
Eğer yaşamı erteleme hali uzun sürüyor, keyifsizlik, kaygı, depresif belirtiler, tükenmişlik veya sosyal geri çekilme ile birlikte seyrediyorsa bir psikiyatri uzmanından değerlendirme almak yararlı olabilir.
Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu Psikiyatrist & Psikoterapist Doktor Psikiyatri
İlgili yazılar: Sürekli Meşgul Olma İhtiyacı ve Sürekli Güçlü Görünme Zorunluluğu.
